Bu sayfa : 928035 kez ziyaret edilmiştir.
04 Temmuz 2012

Ezberleri bozalım,kamplaşmalara izin vermeyelim




 

Bizi birbirimize düşman etmek isteyen fesat yuvalarının içimizdeki uzantısı ve taşeronu olan hainler, önce 2 Temmuz 1993 günü Sivas'ta yapılan etkinlikleri provoke ederek Madımak otelinde 37 insanımızı katlettiler.Hazırlanan senaryonun devamı olarak ve Madımak'tan üç gün sonra 5 Temmuz 1993 günü dikkatle seçilen hedef, Başbağlar olmuştur.

Her iki olay da aynı suç merkezinde planlanmış ve uygulanmıştır. Aradan geçen zaman içinde kimin kazandığına baktığımız zaman bu sonuç ortaya çıkmaktadır.

Başbağlar’da öldürülen de, Madımak’ta yakılan da aynı coğrafyanın ve iklimin insanlarıdır.

“ Madımak’ta da Başbağlar'da da en temel insan hakkı olan yaşama hakkına kastedilmiştir. Bu gerçeğin çıkarılmak istenen fitneden başka hiçbir açıklaması olamaz. Her iki katliam da bölge insanının asırlardır süregelen kardeşliğine, komşuluğuna, akrabalığına, barış ve huzuruna yönelik bir tavır ve açılmış savaştır.

Şurası kesin ki; “Sivas’taki yakan el ile Başbağlar’dakiyakan ve sıkan el" aynı eldir. Madımakla insalığın yüreğine düşen ateş Başbağlarla bağırları dağlamıştır. Masum Anadolu insanı Alevisiyle Sünnisiyle aynı şer odağının hedefi olmuş ve bu menhur saldırılarla kimileri Türkiye'de bir mezhep çatışmasını iklimlemek istemiştir.

Madımak olaylarını ne kadar kınıyor isek Başbağlar katliamını da kınamak  durumundayız. Çok daha önemlisi her iki acı üzerinden siyaset yapmaya çalışan bir akbaba siyasetine ve siyasetçilerine fırsat vermemeliyiz.

“Sivas olayları, ülkemiz açısından acı bir sahifedir.İnsanlarımızın duyarlılığı sayesinde bu elim hadise hep gündemdeki yerini korumuştur. Ancak, acı olan bir başka yönü de vardır. Medyada yer aldığı şekliyle, Erzincan Başbağlar katliamının, Sivas’a misilleme olarak yapıldığıdır.Bu tehlikeli anlayışı şiddetle kınıyorum.

Sivas’taki hadisede hayatlarını kaybedenlerin ve yakınlarının acılarını yürekten paylaşıyorum.

Ne var ki Sivas olaylarını kınarken, Başbağlar'ı hiç gündeme getirmeyenleri, oradaki acıyı acıdan saymayıp istismara kaçan siyasetçileri de o hain eller kadar acımasız bulduğumu ifade etmek durumundayım.

Gelin toplumsal çatışmaya karşı barış ve kardeşliği güçlendirelim. Ezberleri bozalım, kamplaşmalara izin vermeyelim.

Anadolu insanının feraseti, olgunluğu; milli ve manevi değerlere olan bağlılığı, ruh dünyasının zenginliği buna asla müsaade etmeyecektir. Aynı havayı teneffüs eden, aynı topraklar üzerinde yaşayan, aynıtarihe sahip, akrabalık bağlarıyla birbirine bağlı olan bizleri; hain eller,karanlık odaklar birbirimize hasım ve düşman yapamayacaktır. Bunu tarihte denediler olmadı. Maraş'ta, Sıvas'ta, Başbağlar'da yapmaya çalıştılar olmadı.Yarın da olmayacak. Bizim birliğimizi bozmaya çalışanlar beyhude bir uğraş içindeler.

Bu memleket Sivasıyla, Başbağlarıyla bizimdir. Hain odakların, birlik ve beraberliğimizi sabote ettikleri bu hadiselerdeki duygu seli bir tarafı yaparken, diğer tarafı yıkmamalıdır. Bu bağlamda tarihi kirleten, masumiyeti zedeleyen, adaleti örseleyen, her şiddet hareketini telin ediyorum. Terörü meşru bir yol olarak görenlerle bu uğurda masum insanlarımızın canlarına kastedenleri lanetliyor ve kınıyorum.


Bu haber : 2247 kez izlenmiştir

Yorumlar



Henüz hiç yorum yapılmamıştır.
 

gerekli

gerekli - yayımlanmayacak

yayımlanmayacak




Bu sayfa : 788956 kez ziyaret edilmiştir.

Bu sayfa : 844373 kez ziyaret edilmiştir.