Bu sayfa : 912126 kez ziyaret edilmiştir.
28 Şubat 2012

Millete ihanetin adıdır 28 Şubat




 

Bugün 28 Şubat…

Kimilerine göre demokrasiye balans ayarı, kimilerine göre ise 1000 yıllık sürecin başlangıcıydı.

Bugün 28 Şubat…                                                

Darbelerin sonuncusunun yıldönümü.

28 Şubat Türkiye cumhuriyeti tarihinde yapılan darbelerin içinde en kirli tarih sayfası olarak yerini almıştır.

Millete ihanetin 15 yıl önceki adıdır 28 Şubat.

28 Şubat, 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen ordu ve bürokrasi merkezli bir süreçtir. Türk Siyasi tarihine geçen kararlar ve kimilerince bir dönüm noktası olan bu kararların uygulanması sırasında Türkiye’de siyasi, idari, hukuki; özgürlük, ekonomi ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir durumdur. Yaşanan bu olaylar aynı zamanda post modern darbe olarak da adlandırılmaktadır.

 Postmodern darbenin mimarları “28 Şubat 1000 yıl sürecek.” Diyerek 28 Şubat’ın temel felsefesini açıkça ortaya koyuyorlardı. Halbuki, Cumhuriyet’in temel ilkelerinden olan Demokrasi’nin darbe ile yok edilemeyeceğini fakat bazı çevrelerin demokrasi ile elde edemedikleri neticeyi orduyu kullanarak elde etmeye çalıştıklarına şahit olduk.

28 Şubat sürecinde en büyük prangalardan biri de özgürlüklerle birlikte 8 yıllık kesintisiz eğitim adı altında meslek liselerine vurulmuştur. Halkın kendi parasıyla yapmış olduğu İmam Hatip Okullarının önünü kesmek amacıyla acımasızca çalışmalar yapıldı. Burada okuyan öğrenciler ve diğer meslek lisesi öğrencileri, katsayı uygulamasıyla eğitimdeki fırsat eşitliğinden göz göre göre mağdur edilmiştir.

Üniversitelerde okuyan başörtülü öğrencilerimizin çoğu ikna odalarında akla ve mantığa sığmayan  bir şekilde ya ikna edilerek başlarını açmaya maruz bırakıldılar ya da bir çoğunun yaptığı gibi eğitim haklarından feragat etmek zorunda kaldılar. Üniversitelerde birçok öğrencinin atıldığı, hocaların ve çalışanlarının fişlendiği, inançlarını yaşadıklarından dolayı toplumdan dışlananları ve 14 yaşında idamla yargılanan çocukluğunu görmezden gelip, baklava çalan çocukları şekerleyerek yazan köşelerin çöpçü yazarları da tırsmış bir şekilde yazılarını yazmaya devam ettiler. Bugün aydınlığı, faşist floresan hizmeti ile karıştıran zihin molozları, o zamanlarda bir çocuğun sırtlandığı esarete karşı fazla demokrat taraflarını her nedense bir türlü harekete geçiremediler.

28 Şubat sürecinde en fazla zarar gören illerin başında Malatya ili geliyor. 56 kişinin suçsuz yere idamla yargılandığı ve birçok kişinin hapishanelerde tutuklu olduğu, birçok başörtülü öğrencimizin ve onları savunanların üniversiteden atıldığı,  kebapçı esnafının bile fişlendiği, yeşil sermaye kavramının litaretürümüze sokulmaya çalışıldığı, birçok insanımızın psikolojik dengesinin bozulduğu, ailelerin parçalandığı, demokrasinin sadece halka rağmen halk için olduğunu savunanların ilimizde yapmış oldukları (hiçbir zaman unutamayacağımız) insanlık dışı uygulamaları Malatya’nın mütedeyyin insanlarının hafızalarında halen sıcaklığını koruyor.

İnanıyorum ki geçmişte yapılan darbeler ve muhtıraların olmadığı, demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri her geçen gün içselleştiren ve bunu birlikte yaşama duygusuyla perçinleyen milletimiz, bir daha ülkeyi geriye götüren, insanları ayrıştıran darbe mantığının olmadığı bir yaşamı hak etmektedirler.

Kimileri 28 Şubat ve benzerlerini övmeye devam ederek ve hatta özleyerek her satırın altına imzamızı koyarız diyen siyasi parti genel başkanlarına rağmen bundan böyle sağduyulu halkımız ve yöneticilerimiz atanmışların seçilmişler ve halk üzerinde demokrasi dışı, despotça davranışlarına asla müsaade etmeyecektir.


Bu haber : 1803 kez izlenmiştir

Yorumlar



Henüz hiç yorum yapılmamıştır.
 

gerekli

gerekli - yayımlanmayacak

yayımlanmayacak




Bu sayfa : 773393 kez ziyaret edilmiştir.

Bu sayfa : 828521 kez ziyaret edilmiştir.