Bu sayfa : 912693 kez ziyaret edilmiştir.
11 Mart 2012

İstiklal Marşı’nın kabulü


Sonraki »

« Önceki



 

 

1936 yılında kaybettiğimiz İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy ölümünden sonra bile yeri doldurulamamış edebiyatçılarımızdandır.

 

     Dini bütünlüğü, İslam felsefesi bakımından görüşü ve hepsinin üzerinde edebi şahsiyeti ve şairliği onu kalbimizde ebediyete kadar yaşatacaktır.

 

    İstiklal, bağımsız ve hür olmak demektir. İstiklal Marşı ise milletimizin din, namus, vatan gibi mukaddes değerleri uğruna verdiği mücadelenin en güzel sözlü ifadesidir.

 

İstiklal Marşı şanlı geçmişimiz, umut dolu geleceğimiz, istiklalimiz adına yazılmış, hepimizin katıldığı ve kabul ettiği milli bir sözleşmedir. Tarih boyunca daima bağımsız ve hür yaşamış büyük bir milletin hürriyet özlemini azimle, heyecanla, imanla dile getiren şaheserdir.

 

 Mehmet Akif, bağımsızlık güneşinin ufukların arkasında bulunduğu o karanlık, o korkunç günlerimizde bile kurtuluşumuza karşı duyduğu o imanlı inancını:

 

    Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak,

 

    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en ocak ,

 

Dizeleriyle dile getiriyordu.

 

    Haksızlıklar karşısında hiçbir zaman susmayan, kalemiyle, sözleriyle, mücadele eden “Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım” diyen büyük bir yürekti.

 

    Her dalgalanışında varlığımızı bütün dünyaya dalga dalga ilan eden bayrağımızın kanat seslerine uyarak hep bir ağızdan söylediğimiz İstiklal Marşı, onun ruhuna kalbimizden koparak ulaşan bir dua gibidir.

 

   Mehmet Akif: Vatan aşkıyla, millet aşkıyla doluydu. O gerçek bir vatanseverdi, vefalıydı bu topraklara sevdalıydı. Bunun içinde şöyle diyordu:

 

  “Sahipsiz memleketin batması haktır,

 

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”

 

   Asya’nın tecrübeli aklıyla, Avrupa’nın taze fikirlerinin farkındaydı. Kendi kendisi oldu, hiçbir zaman kimlik ödünç almadı. İmanı ve inancıyla ters düşmedi. Memleket severliği samimi, ilkeli, pazarlıksız ve bütüncüldü. Bu vatan ve insana ait her güzellik, zenginlik ve değer Akif’in eserlerinde mevcuttu. İşini en iyi yapan ve dürüst bir insandı.

 

Halkın derdini kendine dert edinmiş bir sanatçı, milletin duygu ve düşüncesiyle kuşatılmış bir yiğit insan, İstiklali bütün refahıyla arzu eden bir mütefekkirdi. Dizeleri yüreği gibi vurucu bir sporcu, yol gösterici, düşünce adamı ve fikir önderidir.

 

    Milli mücadele döneminde hiçbir zaman ümitsiz olmadı, hep ümit var oldu. Özellikle Balıkesir Zağnos Paşa ve Kastamonu Nasrullah Camilerindeki vaazlarında şahsi husumetlerin ayaklar altına alınmasını meydanda sadece kardeşlik, dostluk samimiyet bayrağının dalgalanmaya başlamasını istiyordu. O günler kutsi ve mübarek günlerdi.   Anadolu batılı işgal kuvvetlerine karşı tek yumruk olmuştu ve milli mücadelenin bu ruhla kazanılmasında Mehmet Akif’in büyük bir rolü olduğunu bir kez daha görmekteyiz.  


Bu haber : 2052 kez izlenmiştir

Yorumlar



Henüz hiç yorum yapılmamıştır.
 

gerekli

gerekli - yayımlanmayacak

yayımlanmayacak




Bu sayfa : 773956 kez ziyaret edilmiştir.

Bu sayfa : 829086 kez ziyaret edilmiştir.